Uzun süren sohbetlerden sonra o benim emmim ben onun yegeni olmustum.
Bir insan karsisindaki bayana bu kadarmi saygili olabilirdi.Ama o öyleydi.
Esi benzeri olmayan biriydi,sakalari bile seviyeyi asla asmazdi.
Ne oldu bir gün hasta oldugunu ögrendim,icim acidi...:(
Ve bir gün ölüm haberini aldim....:(Sadece sohbetlerinden, resimlerinden tanidigim emmi dedigim benim icin cok degerli olan koca cinar'i kaybettim...:(
Ani gidisin ve ölüm sana hic yakismadi koca cinar...
Topragin bol mekanin cennet olsun Emmim...
Huzur yoldasin olsun....Seni asla unutmayacagim....
Her mektup sanaydı,geç kalma nöbetlerinde gözyaşlarıyla yoğrulan ve senin bile bilmediğin sana.Her göz seni gördüğü için görür,her söz sana başlayan ve sonu olmayan bir şiirin ilk kelimesi olduğu için söylenir.Ve şimdi ben,ayışığına yangın gecelerde yüreğimi satıp bir mendilci çocuğa gülüşümü asıyorum ruhunun o dingin asudeliğine.Aşk yanmaktır,gül uğruna bülbül,Leyla uğruna Mecnun olmak ve çöllerin sıcaklığında gözyaşlarıyla sevda sulamaktır.
Zaman yaşlanır, umutları eskitir, Yine umutlanırım... Sevdalar geçer yıkılır, yenilir, Yine ayaklanırım...
Çığlıklara hapsettiğim şarkılarım var benim.. Sessizliğin içinde ağır aksak yürüdüğüm yollarım var. Bir yerlerde takılıp düşsem de, tekrar kalkabiliyorum ayağa.. Ama dizlerimde yaraların izleri kalıyor, silinmiyorlar.
Yarım kalmış hikayelerin tamamlanmamış cümlelerinde buluyorum kendimi.. Ne tamamlayabiliyorum, ne tamamlanabiliyorum.. Bir yanım hep eksik, hep kırık.. Dünyam bir bir yitirdi renklerini.. Ne deniz mavi eskisi gibi, ne de gökyüzü.. Korkularım bırakmıyor peşimi.. Adımlarıma yapışmışçasına nereye gitsem benimle geliyorlar adeta.
Sesleri duymaktan yoksun kulaklarım, sözcükleri söylemekten korkan dudaklarım var. Zaman hiç bir şeye aldırmadan devam ediyor yoluna..
Ya ben gecikiyorum zamana, ya da geç kaldıklarım erken çıkıyor karşıma...
Alıştım sanırken acılara.. An olur bazen tutamam kendimi, Delirir isyanım...
Bu sensizliğim mi, yoksa yalnızlığım mı bilmiyorum.. Bir bilsen.. Seni her özlediğimde bir nokta bıraktım duvarlarıma.. Eğer bir gün gerçekten tutarsam ellerini, bakıp ta görürsem gözlerindeki o sevdalı hali, o noktaları birleştirip sevdanın kalemiyle, mutluluğun resmini çizeceğim dünyaya..
İşte o gün yine masmavi, berrak bir güne uyanacak deniz.. Bulanıklığını benden uzağa atacak.. Bütün gecelerim sabaha varacak.. Ve bir daha hiç gece olmayacak...
Sensiz geçen günlerimin hesabını yarınlardan soracağım.. Sevinçlere boğulacak içimdeki çocuk.. Yeniden seveceğim yağmurları.. Hiç söylenmemiş, hiç dillenmemiş kelimeler fısıldayacak rüzgar. Hiç kimseler bilmeyecek, duymayacak, anlamayacak..
Bunlar olacak değil mi?
Bu garip fani beden, Bu deli ruh benim.. Atamam, satamam, Dert benim, dertler benim...
Bu acı kızgın hüzün, Kırık düşler benim.. Susamam, susturamam, Söz benim, sözler benim...
Korkuyorum işte.. Korkularımı büyütüyor zaman gitgide.. Ne olur izin verme korkmama, kendimden kaçmama..
Geç kalmama izin verme kendime, geç kaldıklarımınsa önünde bırakma...
Gözlerim Gecenin Siyahında Dansederken…. Tadını Unuttuğum Bir Duygu Kondu Yüreğime.. Sen.. Geldim... Neden ? Yüreğin İstedi .. Son Kez Kırdım Yüreğimin Kilidini... Şimdi İyi Dinle… Sen.. Sevgiye Aç Yüreğim Tükenen Umudum.. Kendini Kaybetmiş Cümlelerim.. Acıtmayan Hüznüm.. Akmayan Gözyaşım.. Vazgeçmeyi Bilmeyen Özlemim… Sönmeyen Işığım Renksiz Düşlerim Başı Boş Yalnızlığım... Yine Sen Dur Durak Bilmeyen Zaman.. Kurduğum Hayal.. Korktuğum Gerçek. Sakladığım Sır.. İçimi Titreten Aşk.. Ve Sen Özlediğim Asi Yanım.. Korkularımın Çığlığı Duy Beni Geç Kaldın Bana Ben Gibi..
Yokluğun... Buz gibi. Zemheride bırakıyor yüreğimi. İçmeye çalıştığım bir bardak tavşan kanı çay bile ısıtmıyor içimi, okuduğum bir dolu aşk şiiri dindirmiyor yüreğimdeki sensizliği.
Yokluğun...
Ah o dayanılmaz yokluğun var ya... Uyutmuyor. Nefes aldırmıyor. Hiç bir şeyi yaşatmıyor. Bırak yaşatmayı...
Uzaktasın, ayrısın benden; sana duyduğum sonsuz sevgime, aşkıma rağmen. Var uzakta ol. Sana dokunamasam bile, yanımda göremesem bile her gün açacak bir çiçek. Senin için... Aşk için...
Yokluğun...
Buz gibi. Zemheride bırakıyor yüreğimi. İçmeye çalıştığım bir bardak tavşan kanı çay bile ısıtmıyor içimi, okuduğum bir dolu aşk şiiri dindirmiyor yüreğimdeki sensizliği.
Ellerimsin, gözlerimsin. Yokluğunda daha da iyi anladım bunu. Benim bunu anlamam bir şey ifade etmiyor ama... Hatta bunu anlamam sevdamı daha da büyütüyor, yüceltiyor kalbimde. Azalacağı yerde kat be kat artıyor sana olan sevgim, aşkım.
Kalbimin seni sınırsız, karşılıksız katıksız sevmesini; bülbülle gülün tutkusuna, şarkılardaki söz ve müziğin vazgeçilmez arkadaşlığına benzetiyorum.
Ama şöyle bir düşünüyorum.
Çok sevmek işe yaramıyor bazı aşklarda. İşe yaramıyor demeyelim de sadece çok sevmek yetmiyor bazı aşklarda. Yani benim şu anki durumum. Gönlümün sevdiğim kişi yani senin tarafından sevilme isteğini bir tarafa bırakalım, sonsuz ve de katıksız bir sevgi ile seni seviyorum ama sen yoksun. Yokluğunla başbaşayım, seninle olmam gereken yerde.
Nerdesin? Gel...
Yüreğimde aşkın serinliğini, sevginin dinginliğini, aşkın heyecanlarını, kıpırtılarını hissetmek istiyorum. Seninle birlikte...
"Sevgi bir yürekteki yoğun duyguların, başka bir yüreğe akmasıdır''
diye okumuştum bir yerde. Çok doğru. Yüreğine akıyor, yüreğimdeki o tarifsiz duygular. Hissediyor musun bilmem.
Aşk, yüreklerin en kuytu yerindeki sürekli okşayıcı bir şarkı; bitmesi hiç istenmeyen, defalarca dinlenmek istenen...
Sen de yaşadığımız güzel anları düşün. Sadece aşkı... Bir aşk şarkısı eşliğinde...
Ben aşkı düşünüyorum şu an. Yüreğimden zihnime yansıyanlar bunlar: Bebek için ağlamak, yazar için yazmak, hanendeler için şarkı söylemek, kuş için uçmak, su için akmak, yağmur için yağmak, yıldız için parlamak, güneş için doğmak, nehir için coşmak, çiçek için açmak, miskamberler için kokmak, şair için şiir, ağaç için kök, gül için gonca, bülbül için gül, sevgi için paylaşılmak ne ise yürek için aşk odur.
Nefes almak, yaşamın nasıl 'olmazsa olmaz'ı ise sevginin bir kıvılcımla ateşlediği aşk da yüreğin 'olmazsa olmaz'ıdır.
Korkulan, kaçılan ama vazgeçilemeyen, duygularımızı yüreğimizin diline bıraktıran, şaşırtan, havalara uçuran, yerden yere vuran, bizi anlatılmaz telaşa koyan...
Aşk böyle bir şey işte... Şimdi seninle aramızda, kalbimde keskin acısını hissettiğim kahrolası ayrılık var. Var ama... Gelmeni istesem... Gelir misin?
Bilmiyorum.
Ama şunu iyi biliyorum ki, kader hiç bir şeyi yarım bırakmıyor.
Boyle olacagini biliyordum, hangi yuzle af diliyorsun? Utanmayi bilmez misin sen, pisman mi oldun yoksa? Degerimi kaybedince anladin degil mi? Senin bu yaptigin varya, ihanetten bile agir geldi bana. Hakaret etseydin keske, sevmiyorum deseydin Ama hicbir sey soylemeden, son kez dinlemeden, Sormadan, ogrenmeden cektiin gittin... Unutmak mi...?Unutmadim!... Sevdim iste kahretsin!Sevdim!!! Ufacik yarali yuregimi, sana emanet ettim. Yalanlarina onu bari alet etmeseydin ya! Seni unutmayi denemedim bile. Cunku ben, unutmak icin sevmedim ki seni... Bambaska oldugun icin,cok farkli, delikanli oldugun icin sevdim. Bana ''inatci'' demeni bile sevdim. Ama en cok, duygusalligini icinde saklayip, Sert tavirlarini sevdim... Sevmez olaydim!Adam sandim! Yanilmisim... Bu muydu delikanliligin???
O zamanlar,sesini ilk duydugumda; Elim ayagim dolasmisti. O bakislarini cozmek istemem, en buyuk hatam oldu. Sevdim seni kahretsin!Sevdim...
Yalanlarina kanmasaydim...
Yaptiklarini unutmak mi?Asla unutmam! Dilim seviyorum dese de, yuregim kan aglar... Gozlerim yaslar icinde... Gucum kalmadi...
Meger sevmek neymis, ben bunu seninle anladim. Sevmek;Hem gulmek, hem ayni anda aci cekmekmis... Yuregin kan aglasa da, icin alev alev yansa da, Sevdigini herseye ragmen affedebilmekmis...
Ben seni gercekten sevdim, kahretsin!!! Simdi ise ben seni sevdigimi fisildayamiyorum bile... Sen benim sesimi solugumu kestin... Sen benim sesimi solugumu kestin.
Nedensiz bir isyandayım Çektiğim acının ıstırabı yüreğimde hissettiğim.. Canımın yarısıydı acıyan yürek yarasıydı içimdeki fırtına... Okyanus dalgaları hırçınlığında derinlemesine işlemiş içime acısı.. Aşk bu ise acımasız dünyada çekilen ben bunu yaşamak istemedim ki.... Çektiğim ızdırabı gömdüm yüreğime yağmurun sessiz damlalarının sessizliği içinde heyhat !!! Pencereme vuran damlalar içime akan kor gibiydi canımı yakan aşkın ızdırabı gibi.. Sonsuzluğun uçsuz bucaksız derinliklerinin içinde kaybolmayı düşündüm ama yoktu kaçacak yerim.. Dalarken düşüncelere hissettim yüreğimin acısını kaçışımın fırtınalı günlerinde lavların kızgın ateşiydi içime düşen yüreğime aktı bu kor ateş ve sönmeyen acısıydı yaşadığım... Kızgınlığı taştı yüreğimden acımasız günlerin acısıydı bu hissettiklerim.. Gidenin acısını hissetmek.... Nasıl bir ısdıraptır ki bu Soğumuyor kızgın lavlar gibi sönmüyor bu ateş bitmez tükenmez bir acı.. Tükenişin acısı ölümü istemek kadar zor ve yaşananlar yürek yarası... kalbim kırık, içim acımakta, canımın yarısı uzaklarda, kaybolmuş ulaşılmaz..
Aklımın olmazlarından darmadağın ettim geceyi, Kaçtığım aşka yakalandım sonunda. Bulduğum an yitirdiğim sözcükler gibiyim, Sesimden kaçıyorum ele veriyorum kendimi Serserinin biriyim... Gecenin bir vakti yürüyüp gidiyorum içimden, Yazımın her zaman ağlayan bir imi, Yüzümün yarım kalan gülüşleri resmeder bir hali var... Önümde hep iki yol, Birini yürüsem geç kalıyorum birine. Kırgınım, mızıkçının biriyim Hep ucu ucuna yetişmeyim sevmelere... Başı boş bir rüzgar gibi gelip geçiyorum nesneden, Gizli bir özneyim adımı çağırmıyor kimse... Hep bir ayrılığı soyunup giyiniyorum, Hep yarım kalıyor nota, Hep aynı şarkıyı söyleyip, aynı yerde detone olan biriyim... Bezginim, kaldırmaz aldanışları artık yüreğim... İnceldiği yerden bir düğüm daha atabilirim, Delinin biriyim asfaltın ortasına yatabilirim... Bir düğüm daha atabilirim, Dönüp baktığımda ipteki düğüm sayısıdır yaşamalar bilirim... Anne bana daha iyi bir yalan bul! Kendimi avutmaya gücüm yok artık Kendimi sırtımda taşımaktan yoruldum, Anahtarı kırılmış kapı gibiyim... Kilitliyim üstelik, kimsesizin biriyim, Suya atılmış buz parçası gibiyim... Vakitsiz bir yağmurum, Bir gün bir yerde apansız dinebilirim... Anne beni bu kez doğurma bir daha! alıntı